Dokümanlar
| Demir Çelik Sektörü |
|
|
|
|
Gelişen sanayilerde Demir çelik sektörü hep lokomotif görevi üstlenmiştir. Bu gün Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmaya aday ülkemizde de son birkaç yıllık hızlı yükselişler, dikkatleri sektörün üzerinde toplamıştır. Ülkeler, sektör içerisinde üreticilerini korumak amacıyla ithalatları kısıtlama başta olmak üzere çeşitli tedbirler alsada Türkiye’de sektörün hız kesmesi global krize kadar mümkün olmamıştır. Sektörün gelişimini yakından mercek altına alan ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (USITC), Çin üreticileri ile üreticilerimiz arasında kıyaslama bile yapmıştır. ABD, AB ve Kanada tarafından ülkemiz menşeli bazı demir-çelik ürünümüze kesin önlem niteliğinde anti-damping vergisi uygulanmakta olup, ABD ve AB tarafından son dönemde açılan iki adet yeni anti-damping soruşturması bulunmaktadır. Buna mukabil Türkiye tarafından da çeşitli ülkelere karşı korunma önlemleri alınmıştır. Dünya ham çelik üretiminde ilk üç sırayı Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri almaktadır. Türkiye ise 2007 yılında 25,8 milyon metrik ton üretimiyle dünyanın en büyük ham çelik üreticileri arasında 11’inci sırada yer almıştır. Ülkemizdeki 32 milyon tonluk ham çelik kapasitesinin %20,6’sı entegre tesislere, %79,4’ü ise 21 adet elektrik ark ocaklı tesislere aittir. Ülkemizin ham çelik üretimi ürün bazında incelendiğinde ise uzun ürünlerin toplam ham çelik üretiminin %84’ünü oluşturduğu görülmektedir. Yassı ürün üretiminin payı %14 olurken, vasıflı çelik üretimi çelik üretimimizden %2 pay almaktadır. Demir çelik sektörü, yarattığı katma değer ve istihdamın yanı sıra, ihracatımızda da önemli bir yere sahiptir. Sektör, genel ihracatımızda %11,6 paya sahiptir. 2007 yılında sektör ihracatının ülkelere göre dağılımı incelendiğinde ise; demir-çelikte en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkenin 1,7 milyar dolar ihracat ve %21 pay ile Birleşik Arap Emirlikleri olduğu görülmektedir. Anılan ülkeyi sırasıyla; İspanya, Romanya, İtalya, Fas, İngiltere, İsrail, Katar, Bulgaristan ve ABD izlemektedir. Körfez bölgesi ülkeleri İngiltere, ABD ve Almanya standartlarına göre ürün uygunluk sertifikalandırmasını zorunlu kılmışken, sektörün iştah açıcı özelliğinden olsa gerek kendi sertifikalandırma sistemini oluşturmuş ve ürünlerin bölgeye girişi için sertifikalandırmayı şart koşmuştur. Dubai Central Laboratory (DCL) bu kuruluşların en kapsamlısıdır. İç pazardaki yüksek talep, entegre tesislerdeki yüksek teknoloji, uluslararası standartlarda katma değeri yüksek ürün üretimine odaklılık, Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Asya gibi büyüyen pazarlara yakınlık sektörün başlıca güçlü yanlarıdır. Buna karşın, hammaddede dışa bağımlılık, yassı – uzun mamul üretim dengesizliği, yüksek girdi maliyetleri, kalitesiz ürün ithalatı, demiryolu kullanım oranının azlığı ve standardizasyona yeterince önem verilmemesi zayıf yanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Serbest Ticaretin önündeki engellerin kaldırılması öncelikle standardizasyondan geçmektedir. Bu gün AB ülkeleri kendi standartlarından hala vazgeçememektedir. EN 10080 standardı CEN tarafından yayınlanmış ve kullanıma sunulmuş olsada diğer tüm standartların yerine yasal olarak geçmesi için CE işaretleme kapsamına alınması gerekir. Başta İtalya, İngiltere ve Almanya olmak üzere yayınlandığı günden beri buna karşı çıkmışlardır. Son yayınlanan standartlara baktığımızda DIN 488:2008, BS 4449:2005, D.M.14.01.2008 içerik olarak EN 10080 den bir farkı yoktur. Oysa bu ve birçok Arap ve Afrika ülkeleri pazarına giriş yapmak için EN 10080 yerine ayrı ayrı bu standartlara göre Uygunluk Değerlendirmesi istenmektedir. Bu noktada sektörün iç çekişmelerine alet olmak istemeyen ülkeler EN 10080’e göre uygunluk değerlendirmeyi benimsemiştir.
|





